Çünkü ben seni ilk gördüğümde ne adını biliyordum, ne de ne yaptığını. Bana bakmıştın, ya da bana öyle gelmişti, çünkü ben sana hep bakmıştım. Sonra hep o bara gittim, seni ilk gördüğüm o bara. Bazen yine gördüm seni orda, istemsizce daha çok güldüm, daha sesli güldüm, tuvalete giderken yolumu uzattım. Çünkü ben seni çok sevdim, daha adını bilmeden seni çok sevdim.
Sonra o konserde gördüm seni, o zamanlar çoğu kişinin az dinlediği, ama benim çok dinlediğim o grubun konserinde gördüm seni. Sakindi orası, oturuyorduk, akustikti. Sen geç gelmiştin, sonra izleyemedim adamları, kulağım onlarda ama gözüm yine sendeydi. Çünkü ben çalışıyordum, bütün günümü dolduran başka bir bar vardı, başka insan göremiyor, başka bir yerde oturup da bi bira içemiyordum. Siz gelmezdiniz oraya. Sen gelmiyordun oraya. Ama bir akşam, geldin. Aradan çok zaman geçmişti, saçların uzamıştı, o çok sevdiğim sakalların aynıydı. O gece çok yoğundu, benden önce başkası almıştı siparişinizi. Ben de dakika başı küllüğünüzü boşaltabilmiştim ancak. Sonra sık geldiniz, hatta bir akşam kalabalık geldiniz, sadece benden biralarınızı istediniz. Küllüğünüzü sadece ben boşalttım. Haftaya tekrar geldiniz, bana selam verdin, bir ”nasılsın” sorusuna bu kadar geç cevap verebildiğim hiç olmamıştı. Sakallarını kesmiştin, olsun, nasılsa güzeldin ya, yine de çok güzel bir adamdın. Çünkü sen, hep çok güzel bir adamdın.
O akşam seni son görüşümdü. Ben işi bırakmıştım, bu şehirden gitmiştim, duyduğuma göre sen de gitmiştin. Ben çok güzel bir adaya gitmiştim, senin ne yaptığından haberim yoktu. Ve ben o adada hep seni düşündüm. Çünkü sen çok güzel bir adamdın, çok güzel sakalların vardı, çok güzel gülüyordun, ve sakalların olmadığında daha da güzel güldüğünü görebiliyordum.
Sonra ben biraz saçmaladım. Seni biraz fazla düşündüm, kimseyi beğenemedim bir süre. Çok kolay ”iyiyim” diyebildim. Çünkü sen çok güzel bir adamdın ve kimse senin kadar güzel ”naber” demiyordu.
Sonra ben bir adam sevdim, o adam benim ağzıma sıçtı. Çok üzüldüm, çok üzülüyordum, evden de hala üzülerek çıkmıştım. Sonra o bara gittik, ben bir arkadaşımla konuşuyordum ve sağımda seni gördüm. İsmimi söyledin, soy ismimle birlikte. Sakalların uzamıştı, ah sen ne kadar da güzel bir adamdın. Ve ben, aylarca çektiğim tüm o üzüntünün gidişini hissettim, o hafifliği yaşadım. Eğer üzen sen olsaydın, tamamdı. Eğer hala giydiğim o tişörtlerin kokusu gitti diye kokusunu aradığım adam sen olsaydın, tamamdı. Çünkü sen, çok güzel bir adamdın.